Skip to end of metadata
Go to start of metadata

Platform Kooperatifçiliği

Platform kooperatifçiliği kavramı, New York’tan bir akademisyen ve aktivist olan Trebor Scholz tarafından 2014 yılında ortaya atıldı. Platform işletme modellerini inceleyen Scholz, UBER, Amazon Mekanical Turk, TaskRabbit, Lyft, AirBnb gibi şirketlerde uygulanan esnek iş modellerinin çalışanların sekiz saatlik iş günü, asgari ücret, fazla mesai ücreti, sağlık sigortası gibi özlük haklarını büyük tahribata uğrattığını tespit etmiş. Platform kapitalizminde işverenler kendilerini bir aracı teknoloji şirketi olarak göstererek yasal boşluklardan faydalanıyor ve işçileri sözleşmeli serbest çalışanlar olarak (taşeron) konumlandırıyorlar. Böylece artık, işçinin sağlık sorunları, emekliliği, iş güvencesi vb. konular şirketin sorumluluğundan çıkıyor. Üstelik bu modelde çalışanların ortalama gelirleri önemli ölçüde düşüyor. Kendi işinin sahibi olma, esneklik, özerklik, özgürlük gibi kavramlarla parlatılan, neoliberal politikalarla desteklenen bu işletme modeliyle kalıcı istihdam da tarihe karışıyor.

Scholz, platformların mülkiyetini ortaklaştıran yenilikçi dayanışma ekonomileri ile kooperatifçilik işletme modelini birleştirerek platform kooperatifçiliği modelini ortaya atıyor. Buradaki platform kavramı, ürün ve hizmetlerin satışı için oluşturulmuş her türlü web sitesi ve mobil uygulamayı kapsıyor. Kooperatifçilik ise yaklaşık 170 yıllık bir tarihi olan; demokratik yönetim, işbirliği, herkese açık ortaklık, özerklik ve bağımsızlık, eğitim ve bilgilendirme görevi ve topluma karşı sorumluluk gibi uluslararası ilkeler üzerine inşa edilmiş bir işletme modeli. Her ne kadar kapitalizm denizindeki demokratik balıklar olarak rekabet ve finans sisteminden kaynaklanan türlü zorluklarla boğuşsalar da, bugün dünya üzerinde 250 milyondan fazla insan kooperatiflerde çalışıyor ve en büyük 300 kooperatif 2,5 Trilyon Doları aşan bir ciroya sahip. Brezilya’da tarımın % 40’ını, Danimarka’da da perakende piyasasının % 36’sını kooperatifler oluşturuyor. Kenya’nın GSYİH’sinin % 45’i, Yeni Zelanda’nınkinin ise % 22’si kooperatiflerden sağlanıyor. İngiltere’de 200 bin, ABD’de 900 binden fazla insan kooperatiflerde çalışıyor. İspanya, İtalya ve Almanya’da tarımdan, enerjiye, perakende sektöründen, bilişim sektörüne kadar yüzlerce kooperatif var. Türkiye’de de büyük bölümü kredi kefalet, tarım ve taşımacılık alanlarında çalışan 80 bine yakın kooperatif faaliyet gösteriyor. En büyük 500 şirket arasında da 6 tanesi kooperatif işletmesi. Ancak Türkiye’deki kooperatiflerin ne ölçüde uluslararası kooperatifçilik ilkeleri doğrultusunda çalıştıkları ayrı bir tartışma konusu.

Platform kooperatifçiliği ise iki temel ilkeye dayanıyor: toplumsal mülkiyet ve demokratik yönetişim. Toplumsal mülkiyet, platform kooperatifçiliğinin merkezinde yer alan teknolojik altyapının mülkiyetinin kooperatifçilik yoluyla ortaklaştırılmasıdır. Demokratik yönetişim ise sadece platform ortaklarının birlikte demokratik olarak (her ortak 1 oy) yönetime katılması değil, kooperatifin kâr amacı gütmeyen toplumsal kurum ve kuruluşlarla dayanışma içinde, herkesin yararını gözetecek şekilde, şeffaf ve adil bir biçimde yönetilmesidir.

Platform kooperatifçiliği, bir dayanışma ve işbirliği ile dijital ekonomide yenilikçi bir mülkiyet modeli sunuyor. Bu model, mülkiyetin ve kârın bir avuç insanın elinde yoğunlaştığı var olan modellere bir alternatif teşkil ediyor. Örneğin, Fairmondo Almanya merkezli, ortak olmak isteyen herkese açık olan, ortaklar tarafından demokratik olarak yönetilen bir çevrimiçi pazar yeridir. Hepsiburada, N11 gibi şirketlere bir alternatif oluşturur. Green Taxi Cooperative, ABD’nin Denver eyaletinde yerel taksiciler tarafından yönetilen UBER ve Lyft gibi şirketlere alternatif taksi uygulamasıdır. Pazar payının yaklaşık %40’ını elinde tutmaktadır. Loconomics, bebek bakıcılığı, evcil hayvan bakımı gibi küçük gündelik işler yapanlarla, bu hizmetlere ihtiyaç duyanları bir araya getiren bir platform kooperatifidir. Komisyon alma yerine, aylık sahiplik ücreti ödeyen herkesin katılabildiği, yönetimde oy kullanabildiği ve hatta yönetim kuruluna aday olabildiği bir kooperatiftir. Stocksy United, internette yüzlercesi bulunan bir stok fotoğraf ve video satış sitesidir. Tüm fotoğraf ve video üreticilerinin ortak olarak katılabildiği ve benzeri diğer sitelere oranla çok daha fazla para kazanabildiği bu kooperatif, 2015 yılında 8 milyon dolarlık satış yapmıştır. Facebook, You Tube, Twitter vb. sosyal içerik platformlarına alternatif, içerik üretenlerin ve kullanıcıların ortak mülkiyetinde (reklam gelirlerini paylaştığı), demokratik olarak yönetilen platform kooperatifleri de teknolojik altyapılarını geliştirme aşamasındadır.

Şu an dünyanın birçok bölgesinde büyüklü küçüklü yüzlerce platform kooperatifi ortaklarına düzenli ve iyi bir gelir, iş güvencesi sunmak için çalışmaktadır. Rekabeti değil dayanışmayı, köşeyi dönmeyi değil iş güvencesini ve refah seviyelerini arttırmayı önemseyen insanlar kooperatiflere yönelmektedirler. Yeni kooperatifçilik modelleri ve platform kooperatifçiliği artık bizim de gündemimize girmelidir.